“İyi ki 90’larda Çocuk Oldum!” Dedirten 10 Eşsiz Neden

90’lar dünyasının büyülü ve bir o kadar da eğlenceli atmosferine ışınlanmaya hazır mısınız?

“Nerede o eski günler?” demeye başladığımız milenyum yıllarında, hepimiz 90’lara ayrı bir özlem duymaya başladık.

Bir nevi şahsına münhasır diyebileceğimiz bu dönem, kendi jargonunu harika bir şekilde yarattı.

Bu yıllarda tanıştığımız tv kanalları, 90’lar pop ve dönemin oyunları hâlâ konuşulanlar arasında.

90’ların hasretini bizim gibi çekenler için hazırladığımız bu yazımızda, sizlere özlem dolu anlar yaşatacak bir liste hazırladık.

Zaman makinenizi ayarlayın, hep birlikte 90’lar kültürünün popüler hazinelerine bir yolculuk başlatıyoruz!

1.  Dünya’yı Fetheden Tetris Tutkusu

Bizi 90’lı yıllara götürecek en büyük icat, sanıyoruz ki Tetris.

Ne oyundu ama!

Hemen hemen hepimizin çocukluğunda elinden düşüremediği bu oyun, bugünkü hâliyle akıllı telefonlarımızda dahi yer etmiş durumda.

Düşen blokları sıralar hâlinde boşluk bırakmadan dizmeye çalıştığımız bu icat, dönemin çocuklarına ayrı bir neşe getirmişti.

“Olsa da oynasak” dediğinizi duyar gibiyiz.

1985 yılında Rus bilgisayar mühendisi Aleksey Pajitnov tarafından tasarlanan bu oyun için, kendisine dönemin çocukları olarak koca bir teşekkür gönderiyoruz.


2. 90’larda Geleceği Ayağımıza Getiren Aile: Jetgiller

90’lar Türkiyesinde her çocuğun sabah 07.00’de ekran başına geçme sebebi olan Jetgiller ailesi, gelecek zaman teknolojisini o yıllarda yaşatmasıyla bizlerde ayrı bir yer edindi.

Jane Jetgil’in dostlarıyla görüntülü konuşmasından, bugün sıklıkla kullandığımız GPS sistemine kadar dönemine uzak olan tüm teknolojiyi bizlere o zamanlar yaşatabildi.

Keşke tekrar yayınlasa da sabah 07.00’ de kalktığımız günlere dönebilsek.

İşte güzel haber!

Geçtiğimiz yıllarda beyaz perdeye uyarlanan çizgi filmimiz Çakmaktaşlarla bir araya gelerek, 90’lı yıllarda çocuk olanları bir kez daha bünyesine katmayı başarabildi.

3.  İlk aşk, ilk öpücük: Kız Arkadaşım – My Girl / 1991

Kuşkusuz dönemin en naif yapımları arasında yer verebileceğimiz bu tatlı film, 7’den 70’e herkesin hayranlığını kazanmayı başardı.

İki çocuğun birbirleriyle olan masum ve bir o kadar da zıpır hikâyesinin hüzünlü bitişi, hepimizin içini sızlatarak ertesi sabah şiş gözlerle uyanmamıza sebep oldu.

Dramın ve komedinin bir arada bu kadar güzel işlendiği filmleri izleyebilmek artık çok zor, değil mi?

En büyük derdimizin oyun oynamak olduğu bu zamanlara tekrar bakabilmek için, başrollerinde Anna Chlumsky ve Macaulay Culkin’in olduğu bu filmi pazar film kuşağınıza ekleyebilirsiniz.

4. “Ölürüz Sana” Tarkan

90’lar Türkçe pop müziğinin mükemmel bir çıkış yaptığını düşünürsek, dönemin hiç akıllardan çıkmayacak birçok şarkısı vardı.

Ama dönemin ilk akla gelen ismi tabi ki Tarkan’dı.

Hatta 90’lar bir müze olsaydı, müzenin öne çıkan en özel eseri Tarkan olurdu.

Saymakla bitiremeyeceğimiz şarkılarından bir tanesi var ki hepimizin diline pelesenk oldu.

1997 yılında çıkardığı albümle altın çağını yaşayan genç starımız, Ölürüm Sana şarkısı ile yeni bir dönem yarattı.

Klibinin New York’ta çekilmesiyle, şarkının Korn altyapılı müziğiyle ve tabi ki sözlerinin can alıcılığıyla: “yaktın bizi hain.”

5. “Belki şurada küçük mutlu bir ağaç vardır”: Ressam Bob Ross

Bir dönem Trt’de yayınlanan ve bizlere resim yapmayı sevdiren bonus saçlı ressam amca Bob Ross’u hatırlamayan var mı?

Joy of Painting (Resim Sevinci) isimli sunduğu programda, özellikle Amerika’da birçok insana resim yapmayı aşılamasıyla, ülkemizde de 1994 yılında yayına girdi.

Ressam Ross’un 1 saat içinde yaptığı tabloları, sıcak ve içten anlatımıyla dönemin çocuklarının hafızasına kazındı.

Keşke aramızda olsaydın Bob Amca…

Resim yapmanın yetenek değil, sadece merak ve istek olduğunu vurgulayan Bob’un programından anımsayabileceğiniz birkaç cümle şöyle: “Evet, ben manzara resimleri yapıyorum. Çünkü doğanın bin bir güzelliğini ve bu kusursuz dengeyi insanlara aktarmak hoşuma gidiyor. Siz güzelliklerin farkına varın, yeter.”

6. 90’larda gözlerimizi yaşartan bombastik tat: Sulugöz

90’lı yılların nostalji tatlarını düşündüğümüzde aklımıza kuşkusuz ki ilk gelen şey Sulugöz.

Mahalle bakkallarında yeşil jelatinli paketiyle, dönemin çocuklarının gözdesi olan bu sakız, hepimizi önce ağlatır, sonra neşelendirirdi.

Aranızda Sulugöz’ü sevmeyen var mı? 🙂

Neyse ki satışı hâlâ devam eden bir şaheser kendisi.

Bu sakıza ulaşabilmek için doğru mahalle bakkallarına koşun.

edeba710c8a8093d8f3e591f8163a878

7. Her pazar bambaşkaydı o zaman: Şahane Pazar

Şahane Pazar denilince aklınıza ilk gelen ne?

Tabii ki de Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler!

1993 yılında başlayan bu güzel program, ciddi reytinglerle uzun yıllar yayın hayatına devam etti.

Süheyl Uygur’un renkli takım elbisesi, Behzat Uygur’un ise daha klasik takım elbiseleri pazar gecemize renk getirmedi mi?

8. Sanat sanat için, cips taso içindir!

Oynamadım deme!

90’ların en büyük mutluluğu diyebileceğimiz tasolar, harçlık biriktirmeyi bizlere öğretmeyi başarabilmiş gözde oyuncaklarımızdandı.

Muhtemelen siz de taso çıkacak diye koşa koşa mahalle bakkalına giden çocuklardandınız. 🙂

Kaldırım taşlarında oynanan bu oyun, hemen hemen hepimizin koleksiyon yaptığı oyuncaklardan olan tasolar ile oynanırdı.

Kim bilir, belki bir gün yine aldığımız cipslerden bir taso çıkar…

9. 10 puan! 10 puan! 10 puan!

Yayın tarihine 1988 yılında başlayan ve 10 yıl süren Barış Manço’nun sunuculuğundaki program, dönemin en tatlı yapımları arasındaydı.

O dönemler, Barış abimizin deyimiyle “ adam olacak çocuklardık”.

7’den 77’ye adlı programının içinde 15-20 dakika çocuklara ayırdığı Adam Olacak Çocuk, o kuşağın çocuklarının sahneye çıkmak için can attığı bir yapımdı.

Huzur içinde uyu Barış abimiz…

10. Bir Çengelköy Masalı: Süper Baba / 1993-1997

Bir başka naif yapımlar arasında yer verdiğimiz, ancak bu defa hikâyenin İstanbul’da geçtiği dizimiz Süper Baba.

Her Cuma, müptelalarını ekran başına kilitleyen Fiko ve ailesi, hem kapı komşumuz oldu hem aile dostumuz.

Dört yıl boyunca bizlere ayrı bir heyecan yaşatan dizinin müzikleri ise dönemin en iddialı jenerikleri arasındaydı.

Ah ah, nerede o eski diziler…

Sevgilisi İpek’in gidişine engel olamayan Fiko’nun, mahalledeki ağacın arkasından el salladığı sahne insanın yüreğini dağlayan türdendi.

Ne güzel yıllardı değil mi Maykıl?

Her şeyin çok daha masum ve temiz olduğu zamanlar…

Şimdi ise biz büyüdük ve kirlendi dünya.

“Bizim zamanımızda” diyerek başladığımız bu yolculukta, şimdilik bizden bu kadar.

Peki, sizin 90’lı yıllara ait unutamadığınız anılarınız neler?

Siz de kendi unutulmazlarınızı bizimle paylaşarak yolculuğumuza ortak olabilirsiniz.

En güncel konular ve eğlenceli testler Blognot‘ta ! 🙂

One thought on ““İyi ki 90’larda Çocuk Oldum!” Dedirten 10 Eşsiz Neden

Yorum yapmak ister misin? :)